Skyrock.com
  • ACCUEIL
  • BLOG
  • PROFIL
  • CHAT
  • Musique
  • Sources
  • Vidéos
  • Waka
  • Groupes
  • Cadeaux
  • Facebook
  • Connecte-toi
  • Crée ton blog

hasanhocam

Voir son profil
Masquer

Photo de hasanhocam
  • Devenir fanFan
  • Ajouter à mes amisAmi
  • Envoyer un messageMessage
  • Voir son profil
  • Plus d'actions ▼
  • Offrir un cadeau
  • Bloquer
  • Choisir cet habillage
  • Fais tourner ce blog
  • 4 fan de
  • 239 amis
  • 6 honneurs
  • 118 archives
  • 8 kiffs
  • 2 227 commentaires
  • 118 articles

Création : 24/01/2008 à 17:45 Mise à jour : 25/11/2011 à 14:45

GURBET BİZE VATAN OLDU

HASAN HOCADAN GURBETİ OLMAYAN GENÇLERİMİZE SESLENİŞ
ANILAR
ŞİİRLER
YAZILAR
RESİMLER
HEPSİ BİR ARADA

GÜZEL ŞEHİR


ANTALYA

Ey ilk gençliğimin geçtiği şehir

Işıklar mavilikler beldesi

Halâ kulaklarımda

Çağlayanların sesi

Toroslarla Akdeniz'in kucaklaştığı yerde

Gül, muz, portakal bahçeleri

Yasemin, zakkum, nar çiçekleri

Ey Perge, Termesus, Aspendos harabeleri

Dağılan, dökülen medeniyetler

Kırık mermerler ve hatıralar şehri

Antalya

Karşıda karlı dağlar

Önünde mavi deniz

Denizlerin en güzeli

Akdeniz

Sen bizdensin, biz sendeniz..

 

Bir anda dört mevsimi yaşayan belde

Alanya'da hasat, Akseki'de kış

Sahilde bahar

Dağlarında kar

Bağlarında üzüm

Tadını çıkar baharın, güzün...

 

Osman Yüksel SERDENGEÇTİ

 


  • GÜZEL ŞEHİR
​ 0 |
Commenter

Plus d'informationsN'oublie pas que les propos injurieux, racistes, etc. sont interdits par les conditions générales d'utilisation de Skyrock et que tu peux être identifié par ton adresse internet (38.107.179.234) si quelqu'un porte plainte.

Tu n'es pas identifié. Clique ici pour te connecter à ton compte

#Posté le vendredi 25 novembre 2011 14:45

ESKİLERDEN HÜZÜNLÜ BİR AŞK SAYFASI

ESKİLERDEN HÜZÜNLÜ BİR AŞK SAYFASI
EVDEŞİME

Saçımıza düşen aklar
Bana seni çağırıyor

Savrulan sarı yapraklar
Bana seni çağırıyor

Çiçekler bahçeler parklar
Bana seni çağırıyor

Savrulan sarı yapraklar
Bana seni çağırıyor

Kaldırımlar kar sokaklar
Bana seni çağırıyor

Kara yel vuran etekler
Bana seni çağırıyor

Savrulan sarı yapraklar
Bana seni çağırıyor

Kokun yok yorgan yataklar
Bana seni çağırıyor

Mevsimler soğuk sıcaklar
Bana seni çağırıyor

Savrulan sarı yapraklar
Bana seni çağırıyor

Savrulan sarı yapraklar
Bana seni çağırıyor

Gurbet yakınlar uzaklar
Bana seni çağırıyor

Geçen yıllar “Bir Ocak”lar
Bana seni çağırıyor

Savrulan sarı yapraklar
Bana seni çağırıyor

Hasan TÜLKAY
31 Aralık 2005-LYON

SAYFADAKİ RESİM: 31 ARALIK 2005 ÖĞLEDEN SONRA LYON PARC TETE D'OR YAKINLARINDA BİR SOKAKTA..ESKİ YILIN SONU YENİ YILIN BAŞI GÖRÜNMÜŞ. BU AKŞAM YILBAŞI GECESİ..AMA BENİM GÖNLÜM BURUK, YÜREĞİM YARALI.. EŞİMDEN, ÇOCUKLARIMDAN, YUVAMDAN, AİLEMDEN UZAĞIM..GURBETİN DERİN YERİNDEYİM..TEK BAŞINA SOĞUKTA LYON SOKAKLARINDA, GARDA, PARKTA, TREN YOLUNDA SAATLERCE YÜRÜDÜM..ERKEKLER AĞLAMAZ DESELER DE BİR KÖŞEDE USUL USUL, İÇİMİ ÇEKE ÇEKE AĞLADIM.. AH HASRET..AH GURBET..AH YALNIZLIK.. GERÇİ ÇOK SEVDİĞİM DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM, ÜLKÜDAŞLARIM VAR BURADA.. MUSTAFA CAN, DURMUŞ KARADAŞ, SAMİ TÜRKAY HOCA, HALİS KİRAZLI, HASAN HALİLOĞLU VE DAHA NİCELERİ..HEPSİYLE DE YILLAR ÖNCESİNE DAYANAN BİR YOLDAŞLIK HUKUKUMUZ VAR.NİCE GECELER BOYU ÇAYLAR İÇİLMİŞ, SOHBETLER EDİLMİŞ..CİĞERLERİMİZE SIVANAN NİKOTİN DEĞİL, MEMLEKET ACILARIDIR SANKİ..YİNE DE HALİMİ ARZ EDEMEM; DAVA ADAMLIĞI ADINA DUYGULARIMI BASTIRIR, KAN KUSSAM ŞERBET İÇTİM DERİM..ŞİİR DEMEYE BİN ŞAHİT İSTER DE, O ANKİ DUYGULARIMI HATUN İÇİN MANZUM OLARAK BÖYLE İŞLEMİŞİM GÜNLÜĞÜME..İLK DEFA BU KADAR ÖZEL DUYGULARIMI YAZDIM, AÇIKLADIM..İYİ Mİ ETTİM KÖTÜ MÜ?..OKUYANLAR TAKDİR ETSİN...
​ 0 | 1 |
Commenter

Plus d'informationsN'oublie pas que les propos injurieux, racistes, etc. sont interdits par les conditions générales d'utilisation de Skyrock et que tu peux être identifié par ton adresse internet (38.107.179.234) si quelqu'un porte plainte.

Tu n'es pas identifié. Clique ici pour te connecter à ton compte

#Posté le dimanche 02 janvier 2011 08:05

MAHİR AMCAMIZI DA UĞURLADIK

MAHİR AMCAMIZI DA UĞURLADIK 

Ahmet Mahir Gedikoğlu
(Arapgir,14 Ekim 1926-Antalya,24 Aralık 2010)


 Gönül sazımızdan bir tel daha koptu...

 Dünü güne taşıyan millî hafızamızdan bir ses daha sustu...

 Son çelebi ruhlu İstanbul beyefendilerinden birisi daha göçtü...

 Ehl-i dil sohbet meclisleri, Antalya Aydınlar Ocağı, MEVKÜSAV (Mevlana Kültür Sanat Vakfı) gerçek bir dostlarını kaybettiler... 

Bana göre sıradan bir ölüm değildi... Fakat ölüm duygumuz da dahil her şeyimizi sığlaştıran telâş çağı, kayıplarımızın önemini de fark ettirmiyor bize... Yüreğimizden kopan bir teldi aslında....

 Onu nasıl anlatmalı ki?.. 

Şiir okurken veya bir güzel söz naklederken; sözün ve sahibinin hatırına hürmeten ayağa kalkan adam...
 

85 yaşına rağmen delikanlı ruhlu... 

 Gönlüne işlediği binlerce beyit halen ezberinde... Dokunuver, taş plâklar gibi samimî sesiyle okumaya başlar... 

Türkçenin sesini duyan ve naklen duyuran adam... 

Edep ve nezaket abidesi... Sıradan gündelik hayatında bile, sanki çok özel bir törenin davetlisi gibi temiz, düzgün kıyafetli... 

İman öfkesinden gayrı hiddeti şiddeti olmayan munis bir ruh... 

1950'li yılların milliyetçi mahfillerinde, Sultan Şehir İstanbul'da başta Necip Fazıl, Osman Yüksel Serdengeçti, Nurettin Topçu gibi fikir ve iman kutuplarının sohbetlerinden nice nükteler devşirmiş...

 Heyhat!.. Böyle bir kelâm erbabı kalemini konuşturmadı... Keşke gizli bir hatıra defterini bulsaydık... Keşke sağlığında sohbetlerini kayda alsaydık... 

Dil, kültür, sanat, edebiyatla ilgilenenleri “Çağımızın kahramanları” gibi görürdü. Kızım yüksek tahsilini “Türk Dili ve Edebiyatı” alanında seçtiğinde ne kadar sevinmiş, takdir etmişti: Üç defa şeddeli “Aferin!..” çektikten sonra; “Şimdiki gençler sadece para getirecek işlere heves ediyorlar... Türkçemiz öksüz kalmasın... Dilimiz, kültürümüz sahipsiz kalmasın... Edebiyat muallimleri mesleklerini iyi icra etsinler, edebiyatımızın abide şahsiyetlerini, şiirimizi gençlere güzel anlatsınlar terör de biter, anarşi de... Kendimizi bulmamız, kendimizi bilmemiz edebiyatımızı tanımakla mümkün!..” Ve yine “Aferin”ler... 

Kendisiyle yakından ilgilenen beş vakitlerine beş daha katmaya çalışan can dostlarını Ahmet Kaplan'a şöyle şikayet ediyor:

 “Sağolsunlar...  İyi insanlar... Kur'anları var ama, kitapları yok... “Safahat”sız, “Çile”siz Müslümanlar!..” 

Dr. Mehmet Emin Kakan şu önemli notu düşmüş vaktiyle hakkında:

“Mahir ağabey, İbn'ül Emin Mahmut Kemal beyin (İnal) sohbetlerine nail olmuş, Antalya'da yaşayan, bizim bildiğimiz tek kişidir.
Lutfedip Antalya Tabip Odası Müzik Topluluğu'muzu şereflendirdikleri zamanlarda kendilerinden özellikle İbn'ül Emin, Yahya Kemal, Ahmet Haşim ve Edebiyatımızın şiir dünyası konularında çok faydalandık. İbn'ül Emin'in sohbetlerinin müdavimi olmuş Mahir Ağabeyimizin de, keşke sohbetlerinin müdavimleri bizler olabilsek...
Bazen, Mahir ağabeye şöyle, çok sevdiği Yahya Kemal'in dudakları arasından seslenmek gelir içimden: 

Çık tayy-ı zaman et açılır her perde
Bir devr geçir istediğin her yerde
Ben hicret edip zamanımızdan yaşadım
İstanbul' u fethettiğimiz günlerde...

 
Heyhaat!..Böyle seslenemem ki... Nasıl seslenebilirim... Boğarım yoksa, edebsizlik denizinde herkesi...
Bu şekilde seslense seslense, Antalya'da aynı şairin dudakları arasından bir kişi seslenebilir. O kişi de Mahir Gedikoğlu ağabeydir. Keşke o bana böyle seslense...”

Ahmet Kaplan da zaman zaman küçücük gönül meclisleri kurdukları “O AĞACIN ALTINDA” toplananları anlatırken Mahir amcadan da şöyle bahsetmiş:

“Zaman gelir, her köşeden ahbab sökünü başlar. Mahir Gedikoğlu, amcamız, yanında yâver-i sâdık'ı Hasan Çıragöz'le birlikte “o ağacın altı” 'nı  ilk teşrif edenlerdendir. Arkadaşlar arasında bendenizi, bir edebî terim, “müstezâd” sıfatıyla tesmiye eden Mahir Amca, Enderunlu Vasıf gibi konuşursak, “güftârı güzel, meşrebi gâyet çelebidir.” Güçlü hafızasında sakladığı, eski şiirimizin som misâllerini ikram ederken oldukça cömerttir. Fuzûli, Bâki, Nâbi, Neşâti, Şeyh Gâlib, Mehmet Akif, Yahya Kemâl, Necip Fâzıl... “Günün mânâ ve önemine göre” değişen mısralar, selâmdan önce gelir. Oturmadan evvel yüksek sesle okur. Ne çıkarsa bahtımıza!...                             

Sonra okuduğu şiirin ihata ettiği mânâya göre, İbnülemin  Mahmud Kemâl'den, Mükrimin Halil'e, oradan Yahya Kemâl'e geçer, eski irfan ve kültür zevatımızın sohbetlerinden, münakaşalarından, nüktelerinden tadına doyum olmaz hatıralar nakleder.”

Hemşehrisi “Kalpleri fetheden Fethi” Gemuhluoğlu'nun cezbeli sohbetlerinden de gıdalanan Ahmet Mahir Gedikoğlu'nun ölümüyle ilgili tek tesellimiz, yaşına ve yalnızlığına rağmen düşkün gitmedi. Kimseye yük olmadan, kısa bir hastane nöbetinden sonra aramızdan ayrılıverdi...

 Şikayet ettirmedi... Çekmedi, çektirmedi...

Sadece Arapkir (Malatya), Antalya değil; Anadolu temiz bir evlâdını kaybetti...

Allah sevdikleriyle haşr'eylesin!..
Hasan TÜLKAY 25 Aralık 2010 Antalya 
 MAHİR AMCAMIZI DA UĞURLADIK
​ 0 |
Commenter

Plus d'informationsN'oublie pas que les propos injurieux, racistes, etc. sont interdits par les conditions générales d'utilisation de Skyrock et que tu peux être identifié par ton adresse internet (38.107.179.234) si quelqu'un porte plainte.

Tu n'es pas identifié. Clique ici pour te connecter à ton compte

#Posté le dimanche 26 décembre 2010 02:58

Modifié le dimanche 26 décembre 2010 03:17

GURBETTEKİ DOSTLARA ŞİİRLE SELAM

GURBETTEKİ DOSTLARA ŞİİRLE SELAM
Hız çağındayız... Yaşadığımızın farkedemeden ölüyoruz. Duygularımız da "kullan at" plastik eşyalara dönüşüyor...Sür'at teferruatı siliyor... Durup düşünülecek, hayret ve hayranlıkla seyredilecek nice güzel ayrıntıyı farkedemiyoruz bile... Modern hayatın tükettikçe tüketen ve tükenen insanı, nice güzel insanî hisleri kaybettiğini bir bilebilse...Yine de umutsuz olmayalım: "Çağdaş yaşamın olanakları"nı Türkiye standartlarının üstünde kullanabilen Avrupa'daki göçmen vatandaşlarımızla konuşuyorum. AB vatandaşlığı, 3G telefonlar ve internete rağmen GURBET duygusunu kaybetmemişler. Ata yurtlarını, babalarının dedelerinin doğdukları toprakları TÜRKİYE'yi unutmamışlar. "Milliyetçilik de neymiş.. Vatan-millet devri geçmiş" demiyorlar; Türkçe eğlence ve şölenlerde hasretlerini duyurmaya, doyurmaya çalışıyorlar... Gurbeti vatan eden gönül dostlarımızın davet ettikleri programlara katılamadım ama; en son NOEL vesilesiyle bar ve diskoteklere gitmek yerine "CLİCHY OCAK"ta çiğ köfte partisi düzenleyen Parisli gençlerimizin programına bir şiir armağan ettim...Kahramanmaraş Elbistanlı halk şairimiz ABDURRAHİM KARAKOÇ "GİDE GİDE" şiirinde aşık gönülleri ne güzel anlatıyor. Hele bir okuyun, blogunuza koyup koymamaya ondan sonra karar verirsiniz.

Gösterir gün gibi, düşüncelerin,
Derinden derine âşıksın gönül.
Çıkla kadın desem yalan söylerim;
Sen başka birine âşıksın gönül.

Kırılmış telleri sevda sazının;
Eşi yok sendeki ince sızının;
Tarlada çift süren köylü kızının,
Topraklı terine âşıksın gönül.

Maraş', Muğla'ya, Kırklareli'ne,
Yiğit Köroğlu'nun Çamlıbel'ine,
Kars'ın yaylasına, Van'ın gölüne,
Ağrı'nın karına âşıksın gönül.

Baharın bulutu, seherin yeli,
Sarı seller gibi coşturur seni.
Varsın bilmeyenler desinler “deli”
Bugünden yarına âşıksın gönül.

Yüksekten dökülen suyun sesine,
Kekik kokusuna, çam gölgesine,
Renklerden sütbeyaz, koyu yeşile,
Toprağın moruna âşıksın gönül.

Yiğitin, sözünden dönmeyenine,
Ateşin yıllarca sönmeyenine,
Silahın omuzdan inmeyenine,
Atın gök kırına âşıksın gönül.

İyinin iyisi, güzelin hası..
Susamış yolcuya su veren tası,
Edibin kalemi, ressam fırçası..
Şairin şi'rine âşıksın gönül.

Değildir bu sevgi akıl erecek
Her duyan bir başka mânâ verecek
Şaşırmış yolcuya yol gösterecek
Hakikat nuruna âşıksın gönül.

Yabancı bir kültür ortamında doğup büyüyen gençlerimiz bu şiiri anlayabiliyor, yüreklerinde bir titreme duyabiliyorlarsa, ne mutlu onlara...

Bu güzel şiiri okuyan, okutan ve paylaşan herkese Türkiye'den selam olsun.
Hoşça kalın... Dostça kalın...
Hasan TÜLKAY 24 Aralık 2010 Antalya
​ 0 | 1 |
Commenter

Plus d'informationsN'oublie pas que les propos injurieux, racistes, etc. sont interdits par les conditions générales d'utilisation de Skyrock et que tu peux être identifié par ton adresse internet (38.107.179.234) si quelqu'un porte plainte.

Tu n'es pas identifié. Clique ici pour te connecter à ton compte

#Posté le samedi 25 décembre 2010 22:44

HAKKI ÇAKIR HOCA'DAN BİR HATIRA-"BİR ÇAKIR'DI GELDİ GEÇTİ BURADAN"

HAKKI ÇAKIR HOCA'DAN BİR HATIRA-"BİR ÇAKIR'DI GELDİ GEÇTİ BURADAN"
STRASBOURG ÜLKÜ OCAĞI

Küfrün ortasında bir bayrak gibi
Makamını buldu Ülkü Ocağı...
Hedefe saplanan bir mızrak gibi
Strasboug'u deldi Ülkü Ocağı...

 
Erenleri alın teri döktüler
Nice binbir zahmetleri çektiler
Beytullah'ın şubesini diktiler
Her yanı nur doldu Ülkü Ocağı...

Ayrı köyden, ayrı ilden geldiler
Saflar tutup namazları kıldılar
Huzur İslâm, şuur Türk'te buldular
Tarih geri geldi Ülkü Ocağı...

Mehmet'i, Oktay'ı, Çelebi, Can'ı,
Yavuz'lu, Okay'lı baba Osman'ı
Harun Ağa, Asker, Yüksel, Orhan'ı
Birbirine ildi Ülkü Ocağı...

Ahmet sessiz, Murat sarıca bir kurt,
Namık, Ayhan, Kadir, Abdul, Pirinç mert
Konuş Celal ile kalmasın hiç dert
Türk'ün yüzü güldü Ülkü Ocağı...

Saysam adlarını yetmez zamanım
Hepsine de ziyadedir gümanım
Zor anda, dar günde huzur limanım
Sığınağım oldu Ülkü Ocağı...

Elif lâm mim nun öğretti hocalar
Aydınlandı yollar dahi geceler
Mescidinde ak sakallı kocalar
Huşulara daldı Ülkü Ocağı...

Dersler verdik vatan bayrak töreden
Hesabımız kolay kılsın Yaradan
Bir ÇAKIR'dı geldi geçti buradan
Bin yıla kök saldı Ülkü Ocağı...

Hakkı ÇAKIR 10.03.2006 Strasbourg

Bir alperen ruhuyla emekliliğinde de Avrupadaki çocuklarımız ve gençlerimiz için eğitimcilik yapan rahmetli Hakkı hoca kardeşimin destanımsı bir şiirini gurbetteki gönül dostlarımızla paylaşmak istedim.
Hakkı Çakır aslında eli kalem tutanlardan olmasına rağmen yazmadı denecek kadar az yazdı. O yazmaktan ziyade yaşamaya önem verirdi. "Yazılması gerekenler yazılmış, söylenmesi gerekenler zaten söylenmiş... Bundan sonra iş icraatta... Adamın lâfına değil işine, ahlâkına bakacaksın" diye düşünenlerdendi.
Bana babasının günlüklerinden, notlarından, şiirlerinden bulabildiklerini bir dosya yapıp gönderen Hakan Çakır'a çok teşekkür ederim...
Nur içinde yat Hakkı hocam...
Hizmetlerin ve adın hep hayırla yâd edilecek...

Sayfadaki Resim: 20 Kasım 2005 Günü Strasbourg Ülkü Ocağı lokalinde bir sohbet hatırası... Bilgisayarım, flash belleğim ve defterlerim çalındığı için elimde kalan pek az resimlerden biri...  
​ 0 |
Commenter

Plus d'informationsN'oublie pas que les propos injurieux, racistes, etc. sont interdits par les conditions générales d'utilisation de Skyrock et que tu peux être identifié par ton adresse internet (38.107.179.234) si quelqu'un porte plainte.

Tu n'es pas identifié. Clique ici pour te connecter à ton compte

#Posté le mercredi 22 décembre 2010 02:10

Modifié le mercredi 22 décembre 2010 09:44

Ses archives (118)

  • GURBETTEKİ DOSTLARA ŞİİRLE SELAM sam. 25 décembre 2010
  • HAKKI ÇAKIR HOCA'DAN BİR HATIRA-"BİR ÇAKIR'DI GELDİ GEÇTİ BURADAN" mer. 22 décembre 2010
  • MAHMUT SAMİ KUŞ OLUP UÇTU GİTTİ sam. 11 décembre 2010
  • Osman Nuri GÜNAL 16.07.1989 – 09.12.2010 jeu. 09 décembre 2010
  • YEHOVA ŞAHİTLERİ FRANSA'DA... dim. 05 décembre 2010
  • OZAN NİHAT'LA GURBET ELDEYİM ven. 03 décembre 2010
  • Précédent
  • Suivant
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8
  • 9
  • ... 24
  • Suivant

Signaler un abus

Design by lequipe-skyrock - Choisir cet habillage RSS

Skyrock.com
  • Skyrock

    • Annonceurs
    • Jobs
    • Contact
    • Sources
    • Poster sur mon blog
    • Développeurs
  • Infos

    • Sécurité
    • Conditions
    • Aide
    • Signaler un abus
    • En chiffres
  • Mobile

    • Ton mobile
    • iPhone
    • Android
    • BlackBerry
    • Nokia
    • Samsung Wave
    • Windows Phone
  • Pays

    • International (english)
    • France
    • Canada (français)
    • Belgique (français)
    • Maroc (français)
  • Autres sites

    • Skyrock.fm
    • Tasanté
    • kwest
    • Zipalo
  • Blogs

    • L'équipe Skyrock
    • Honneurs
    • Vidéos
    • Gadgets
    • Newsmusic
    • Thèmes